Şiirler
AKS-İ SEDA
Sebepsiz bir sevgiydi beni bir kenara atan aslında
Ve gülmeler gelirdi kulağıma
Fısıltı fısıltı...
Tepeden inme bir ihtişam
Devşirme bir nikâh
Ve katli vacip bir yaşam…
Yıkık duvara yaslanmış
Ve işte...
KEHANET
Sallanacaksın
Son ipliği dala tutulu bir yaprak gibi gidip geleceksin...
Savrulacaksın
Tırnaklı bir denizdeki sandal gibi savrulacaksın...
Gönlünden geçenle dilinden düşen bir olmadıkça
Çalkalanacaksın...
Kuru bir deniz gibi yırtılacaksın
Avuçladıkça denizleri...
HAYAL Mİ GERÇEK Mİ?
Bu bahçeden bir arzu geldi geçti…
Yekpare ışıltısında bin parçalı bir yüz
Bir yüzünde unutulmuş saadetler vardı
Kâğıttan kahkahasında
O hicrani toyluk
Ve o güvensizlik emareleri…
İlk yıldızın doğduğu gece
Ağlamasını...
OLMAZSA OLMAZ
Öğrenmek sevdayı saatlerin seyrinde
Zulmü, bir bakışınla silebilmek yeryüzünden…
Lütfuna esirse yaralı kalbim
Cümlelerine dönükse içimdeki filiz
Ve ellerindeyse en büyük merhamet
Merhaba diyorum yine sana,
Beni sevdanla sararsan şayet…
Cüneyt...
MUTLULUK DÖNGÜSÜ
Gergefime iki damla kor düştü
Akasyaların açma mevsiminde
Bunca eziyetin arasında
Bu sabah daha erken uyandım
Sonsuz çiçek kokusundan...
Göklerden kaçan kuşlar
Bulutlardan kaçan yağmurlar
İsyanlardan kaçan insanlar vardı bu sabah...
Mensur Şiirler
GECENİN NEMİ
Ben şimdi buradayım. Sen kim bilir hangi yaprağın üstündesin. Ve kim bilir hangi yaprağa renk ve can veriyorsun. Kıvrılıp uyuduğun o yapraktan hangi an,...
LAL
Gitme! Burada kal... Hemen yanımda, yanı başımda...
Gitme! Gitme işte. Neden diye sorma. Evet, haklısın belki gitmekte. Ama, gitme işte! Sorma hiçbir şey. Sadece, gitme...
EBRULİ
Ne öncesi ne sonrası. Bugünündür bu acı. Kahredici fırtına yığılır bulutlara. Ve tütün sarısı düşler dökülür cemrelere. Sükûnet galeyana, iyiler kötüye, yüzler beriye döner....
ERKEN SEVGİM
Hiç umutlarından umudunu kestiğin oldu mu senin? Kâğıttan bir gemiye yükleyip o ılık umutlarını yok oldun mu hiç derin denizlerde? O denizlerde, sonbahara rağmen...
UMUT HİÇ BİTMESİN
Perdelerini kapattım dün gece evimin. Issız ışık, yalınayaktı. Duvara çarpıp geldiği yere dönen kehanet ne biliyordu artık, bilinmez. Oysa ne çok şey vadetmişti gelirken...





















