Mürekkebi bitmiş bu mektubun
Yetmemiş sevda sözlerini bir kağıda sığdırmaya.
Kimbilir kaç kalem kırıldı bu uğurda
Ve elleri bağlı bir dilsizin koynunda
Kaç gece, kendi içine kanadı…
Yalçın dağların başında hor görülen dumanlar
İçten içe yanan
Her kuruşu haram
İstikbalsiz sarılışlar…
Sarsılır o koca güneş
Bir punduna getirmişse gece
Değişim saatlerini
Hissettirir gazel gibi dişiliğini…
Yazamıyor ellerim
Kurutulmuş göllerde yaban sürüsü
Deli fişek
İnce mintan
Ağzımda çiçek…
Ayaklarımda toprak uğultusu
Yemin vurgusu
Karar sürgüsü
Upuzun bir kargaşadır
Ömür törpüsü…
Yalçın karlara değiyor parmaklarım
Dağlar, tırnaklarımda ufalanıyor…
Ne istediğimi bildiğimdendir bu canhıraş avaz
Hesabı şaşıyor yarım ruhlu insanların
Boşluklar, boşluklarla tamamlanıyor.
Nerede gerçek
Nerede yalan?
Ezil, büzül
Ne olur dayan !
Sağaltıyor ışıldaklar asfaltları
Işıklar dört dönüyor, insan arıyor
Işıklar yüzümüzü aydınlatıyor
Boşluklarda kayıp güller
Yaralı döller
Bulutlarda keskin bakış
Yağmurlarla gelir en dehşetli küller
Yağmur yağar
Yağmur gider
Güneş gelir
Yüzün sürer…
Sevda sözlerine özlemdir bu korkunç ayrılış
Özlemdir, en içten sarılmalar kâfuri kollara
Ellerini çözüp nikbinliğin
Suratından düşenleri toplar sevi
Ve gerçeği bulur…
Ve imtihanı ervahın
Asırlarca beride durur…
Sevdalardan söz edin bana
O içten, hesapsız sevdalardan.
Ve artık bana başka mektuplar okuyun.
Zira
Mürekkebi bitmiş bu mektubun…

Cüneyt GÜNDOĞDU

Cevap Ver

Please enter your comment!
Please enter your name here